Profesyonel seviyede spor yapan sporcuların doping kullanmadığına inanmak için saf olmak lazım.
PED kullanınca illa Mr. Olympia gibi olmak gerekmiyor. Farklı farklı ilaçlar var. Herkes kendi durumuna özel kullanıyor. Bunun dış görünüşe çok vurmasına da gerek yok. Curry’nin de ilacı var, Jordan’ın da, Kobe’nin de, başka aklınıza gelen tüm oyuncuların da.
Bazısı diyor ki basketbolda kullanmak çok bir şey değiştirmiyor. Bu adamların birbirleri arasındaki fark o kadar küçük ki, en ufak performans artışını önemsiyorlar. Üçlük atış yüzdesine etkisi, yeteneksizseniz ve çalışmazsanız olmaz tabii, ancak 10 metre mesafeden bunların üzerine eklenecek kas gücünün maksimum seviyede olması atışları daha isabetli atmanızda bir miktar fayda sağlar.
Sanki bir tek LeBron kullanıyormuş havası yaratmaya da gerek yok ama iyi bir çocuk olursanız, LeBron’un clavicular head’in olduğu yerlerdeki deri çatlaklarını net olarak görebilirsiniz.
Tüm sporlarda PED kullanılması benim için sorun değil. Etik tartışmalarına girmeye gerek yok. Daha yükseğe zıplayan, daha hızlı koşan, daha güçlü insanların hareketlerini izleyip “Vay canına, demek insan vücudu bunları da yapabiliyormuş” diye izlemek eğlencenin bir parçası. Arada Nate Robinson, Alonzo Mourning gibi, doping gazisi olup 40 yaşına gelmeden böbreği gazete kağıdına sarıp dolaşmak zorunda kalabiliyor. Kazandığı milyonlara saysınlar.
Sporcular sadece doping sayesinde bu noktalara geliyor diye anlayanlar olmuş. Öyle bir şey olamaz. Yok. Buralara gelebilmek için bir ömür veriyorlar. Genetik zarının şanslı atılmasından tut beslenmeye, sıkı antremandan en iyi hocalara kadar farklı önemli ayakları olan bir bileşim sayesinde başarı geliyor. Yoksa sırf doping ile olsaydı herkes LeBron olurdu 🙂 Doping işleri yukarıda saydığım profesyonel sporcu olma maddelerinden sadece biridir. Zirveye çıktıkça daha iyi gurularla daha iyi kurlere girilir. Buna da bu kadar takılmayın. Dert edecek işler değil. “Onların hepsi yüzde yüz naturel ama tamam mı?” diye savunmanıza gerek de yoktu ya neyse.
